aziz mahmut

Tiş mi Çiş mi ?

Aziz Türkçe dersini çalışıyor.

Dersimiz, öğretmenin verdiği bir kelimeyi önce harflere, sonra hecelere bölüp, hece ve harf sayılarını yazdıktan sonra, son hece ile yeni bir kelime oluşturmak. Çok keyifli 🙂

Ödevi tamamladıktan sonra anneanne, ben ve Aziz bunu oyun haline çevirdik.

Anneannemiz “bitiş” dedi ve Aziz “tiş” ile başlayan bir kelime bulacaktı.

“Tiş” dedi. Biz yüzüne baktık, “eee, ne yani tiş ?” dedik

– Tiş iştee ! diyip pipisini gösterdi bize

Tuhaf  tuhaf bakmaya devam edince yüzüne :

“Tuvalete yapıyoruz ya tişimizi? ”

Şok oldum !

– Oğlum o tiş değil, çiş ! Sen eksik dişinden dolayı tiş diyorsun sanıyordum. Gerçekten tiş mi diyordun bunca zaman !

-Çiş mi?

-Evet tiş değil yavrum çiş o

-Ne acaip bir kelimeymiş çiş 🙁

-Sen acaipliğini bırak, türkçe dersinin ne kadar önemli olduğunu bir defa dafa fark et bence.

(Aziz eksik dişi ile gülmeye devam eder)

🙂

Hala şüpheliyim… Acaba tiş ile başlayan bir kelime bulamadığı için mi , yoksa gerçekten çişe tiş dediği için mi geçti bu muhabbet. Bilemiyorum 🙂

Canım’ a

21/09/2006

Odanın içinde savrulmuş oyuncakların ,
Oyun çadırın devrilmiş,
Çekmecelerden dışarı çıkmış eşyaların.
Kamyonetinin damperi bir yanda, kendisi öte yanda
Çoraplarını çıkartmış atmışsın bir köşeye,

Pelus ayının altından görüyorum mavi papuçlarını.
Eğilip alıyorum
Minicik…
Diğer tekini bulmak için epeyce zaman harcıyorum

Uykuya dalalı daha birkaç dakika oldu ama
Ben elimdeki papuçlarına bakıp,  seni ne çok özlediğimi düşünerek ağlıyorum.

Sen uyuyorsun mışıl mışıl yatağında
Yorganın altından pamuk ayağın çıkmış
Bir elimdeki papuca, birde ayağına bakıyorum
Öyle güzelsin ki….

İnsan yanındakine de hasret duyarmış
“Keşke uyusa da erkenden, evi toplayabilsem” diye çabalıyorum
Halbuki sen uyuduktan sonra da işte böyle yatağının baş ucunda seni seyre dalıyorum.

Geceleri seni uyutmaya çalışırken ellerini boynuma dolamana, yüzümü okşamana doyamıyorum. “Hep benim miniciğim olarak kalsa” diyorum. Hep elleri arasa beni, gözleri takip etse şimdiki gibi. Karşısında beni gördüğü anda sevinçten zıplaşa, sinirlenip bağırdığımda bile bacaklarıma sarılsa. Hep benim minik oğlum olarak kalsa….

Oysa büyüyüp kocaman adam olmanı ne çok istiyorum.

Her haylazlığının sonunda “ah bir büyüse” diyorum
Her yeni yaşında, bir sonraki yaş döneminde daha aklı başında olacağının hayallerini kuruyorum.

Yine de, önceki yılarla ait resimlerine bakıp o dönemlerinin ne çabuk geçtiğini düşünüyorum

Evet…Zaman çok çabuk geçiyor
Her şey dün gibi
Babanla tanışmamız, hızla evliliğimiz, senin aramıza katılışın ve 2 yasını geride bırakışımız
Dün gibi…
Hiçbir kadın yaşlanmayı sevmez, ama senin büyüdüğünü göreceğim diye yaslanmayı istiyorum ben.

Annenim…
Bil ki seni en çok sevenim

Koca adam olduğunda
Seni şöyle karşıma alıp
Boyuna poşuna bakıp
Alnından öpmeyi
OĞLUM diyeceğim günü özlemle bekliyorum

Rana Çolak

Cıstak cıstak

Bu akşam üstü annem ve oğlum işyerime geldiler. Eve beraber gidelim istemişler. Ne güzel 🙂

Dönüş yolunda hali ile otomobilin camlarını kapattım. Aziz bundan hoşlanmasa da ses çıkarmadı. Kuralları biliyor. Fakat dayanamıyor, birşey demesi lazım…

Bir müddet ilerledikten sonra :

-Annecim ben evlendiğim zaman hemen çocuğum olmasın istiyorum. Araba kullanırken , eşim yanımdaki koltukta oturacak, ben açacağım bütün camları, cd ye de “haydi bastır” yada “fark var” şarkısını koyacağım ! Cıstak cıstak gideceğim. Rüzgar füfür füfüüüürrr esecek.

– Ah ah hayallere bak

(anneannemiz bu arada basar kahkahayı)

Ben:

-Peki bu konunun çocuk ile alakası nedir? Neden hemen çocuk istemiyorsun küçük bey?

– Çünküüüü çocuk olursa camı falan açamam

-Neden?

-Camdan sarkarlar, rüzgar onları hasta eder diye dedim.

-Aman da aman

– Gülmeyin yaaa 😀